SGK Rücu Davası Nedir?
SGK rücu davası, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle sigortalıya ya da hak sahiplerine yaptığı ödemeleri, kazanın oluşumunda kusuru bulunan işverenden geri almak için açtığı bir tazminat davasıdır. Dava, işçinin kendi talebiyle değil doğrudan Kurum tarafından açılır ve işçiye ayrıca bir hak tanımaz.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21. maddesidir. Bu maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı, işverenin kastı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK'nın yaptığı ve ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, sigortalının işverenden isteyebileceği tutarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirilir.
Kapsama giren ödemeler geniştir: tedavi giderleri, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm halinde hak sahiplerine bağlanan gelir ve cenaze ödeneği. Osmangazi ve çevresindeki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerde metal işleme, tekstil ve lojistik sektöründen kaynaklanan iş kazalarında bu davaların sıklıkla açıldığını görüyoruz.
Rücu davası, işçinin işverene karşı açtığı iş kazası tazminat davasından bağımsızdır. SGK yalnızca kendi ödediği tutarı geri ister; işçinin maddi-manevi zararının SGK'nın karşılamadığı kısmı ayrı bir davanın konusudur. İki dava aynı anda, farklı taraflarca yürütülebilir.
Rücu kapsamına yalnızca sigortalıya veya hak sahiplerine yasal olarak yapılan ödemeler girer. Kazanın araştırılması, soruşturma ve inceleme sürecinde SGK'nın kendi iç işleyişi için harcadığı idari giderler rücu talebine dahil edilemez. Bu ayrım, dava dilekçesindeki talep kalemlerinin doğru okunması açısından önemlidir; işveren avukatı, SGK'nın talep listesini kalem kalem inceleyerek rücu kapsamı dışında kalan bir gider olup olmadığını kontrol etmelidir.
İşverenin Sorumlu Tutulmasının Şartları
SGK'nın işverene rücu edebilmesi için üç şart birlikte gerçekleşmelidir. Öncelikle olay, 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası veya meslek hastalığı sayılmalıdır. İkinci olarak SGK bu olay nedeniyle sigortalıya veya hak sahiplerine fiilen bir ödeme yapmış olmalıdır. Üçüncü ve en önemli şart, kazanın meydana gelmesinde işverenin kastının veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışının bulunmasıdır.
İşverenin kusuru; koruyucu ekipman sağlamaması, iş güvenliği eğitimi vermemesi, makinede gerekli koruma tertibatını bulundurmaması veya periyodik risk değerlendirmesi yaptırmaması gibi somut ihmallerden doğar. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverene bu konuda mutlak bir özen yükümlülüğü yükler; işverenin kusursuz olduğunu ispatlaması genellikle zordur.
Kanun, işverenin sorumluluğunun tespitinde "kaçınılmazlık ilkesi"nin dikkate alınacağını açıkça belirtir. İşveren tüm önlemleri eksiksiz almış olsaydı dahi kazanın gerçekleşeceği ispatlanabiliyorsa, Yargıtay içtihatlarında bu durumun rücu sorumluluğunu ortadan kaldırdığı yönünde kararlar bulunmaktadır. Kaçınılmazlık savunması, işveren avukatlığında en sık başvurulan itiraz zeminlerinden biridir.
İşçinin kendi kusuru da sorumluluğu doğrudan etkiler. Örneğin işçi, kendisine verilen koruyucu ekipmanı bilerek kullanmamışsa veya açıkça yasaklanmış bir hareketi yapmışsa, bu durum bilirkişi raporunda işçi kusuru olarak değerlendirilir ve işverenin sorumlu tutulacağı oran buna göre azalır.
Kaçınılmazlık ilkesi uygulamada dar yorumlanır. Bir olayın kaçınılmaz sayılabilmesi için, işverenin mevzuatın öngördüğü her önlemi almış olmasına rağmen kazanın yine de gerçekleşeceğinin somut delillerle ortaya konması gerekir. Yalnızca "kaza anlıktı, önlenemezdi" şeklindeki soyut savunmalar bu ilkeyi karşılamaz; mahkeme, işverenin risk değerlendirmesi ve eğitim kayıtlarını sıkı biçimde denetler.
Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Kusur oranının belirlenmesi, rücu davasının en teknik aşamasıdır ve mahkemece atanan bilirkişi heyeti tarafından yapılır. İş güvenliği uzmanlığı bulunan bilirkişi; işyeri kayıtlarını, kaza tespit tutanağını, tanık ifadelerini ve varsa kolluk soruşturması dosyasını inceleyerek her tarafın kusur payını yüzdesel olarak belirler.
Değerlendirmede dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır: işverenin risk değerlendirmesi yaptırıp yaptırmadığı, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirip görevlendirmediği, kişisel koruyucu donanım temin edip etmediği, çalışana yeterli eğitim verip vermediği ve makine/ekipmanların periyodik kontrolden geçirilip geçirilmediği. Bu unsurlardan herhangi birindeki eksiklik, işveren kusurunu artıran bir gerekçe olarak rapora yansır.
| Bilirkişi İnceleme Kalemi | İşveren Aleyhine Etkisi |
|---|---|
| Risk değerlendirmesi eksikliği | Yüksek |
| Koruyucu ekipman sağlanmaması | Yüksek |
| Eğitim kaydı eksikliği | Orta-Yüksek |
| Periyodik bakım/kontrol eksikliği | Orta |
| İşçinin talimata aykırı davranışı | İşveren lehine azaltıcı |
Birden fazla işverenin (asıl işveren ve alt işveren/taşeron) bulunduğu iş yerlerinde kusur oranı ayrı ayrı belirlenir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı da iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünden sorumludur; bu nedenle taşeron kazalarında SGK genellikle her iki işverene karşı birlikte dava açar.
Asıl İşveren – Alt İşveren (Taşeron) Müteselsil Sorumluluğu
Osmangazi ve Nilüfer'deki organize sanayi bölgelerinde üretim genellikle taşeron zinciriyle yürütülür: asıl işveren belirli bir işi alt işverene, alt işveren de kimi zaman başka bir firmaya devreder. Bu yapı, iş kazası sonrası SGK rücu davasının kime karşı açılacağı sorusunu doğrudan etkiler.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi, asıl işveren ile alt işvereni, alt işverenin işçilerine karşı doğan yükümlülüklerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutar. Bu ilke SGK rücu davasında da geçerlidir: alt işverenin iş güvenliği önlemlerini eksik bırakması halinde, asıl işverenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği de ayrıca incelenir.
Uygulamada SGK, kazadan sorumlu olduğu tespit edilen tüm işverenlere karşı aynı davada veya ayrı ayrı rücu talebinde bulunabilir. Mahkeme, bilirkişi raporuyla her işverenin kusur payını ayrı ayrı belirler; asıl işveren yalnızca kendi kusuruna isabet eden tutardan sorumlu tutulur, alt işverenin kusuru asıl işverene otomatik olarak yansıtılmaz.
Sözleşmesel ilişkide asıl işveren ile alt işveren arasında rücu hakkının kim üzerinde kalacağına dair düzenlemeler yapılabilir; ancak bu iç ilişki, SGK'nın dış ilişkide her iki işverene birden başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. SGK'ya ödeme yapan taraf, kendi iç sözleşmesi varsa diğer işverene ayrıca rücu edebilir.
Bu tablo, ihale veya alt yüklenici sözleşmesi imzalayan işletmeler için önemli bir uygulama notu doğurur: sözleşmede iş güvenliği yükümlülüklerinin taraflar arasında nasıl paylaşıldığının açıkça yazılması, olası bir rücu davasında iç ilişkideki sorumluluğun ispatını kolaylaştırır. Bu tür bir madde bulunmayan sözleşmelerde, mahkeme sorumluluğu doğrudan kanundaki genel kurala göre paylaştırır. Bursa'daki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelere bu maddenin sözleşme hazırlık aşamasında eklenmesini önemle tavsiye ediyoruz.
İç Tavan – Dış Tavan: Rücu Miktarı Nasıl Hesaplanır?
Rücu miktarı iki sınır arasında belirlenir. Bu sınırlar uygulamada "iç tavan" ve "dış tavan" olarak adlandırılır. İç tavan, SGK'nın sigortalıya yaptığı ödemelerin ve bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin toplamıdır. Dış tavan ise sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden gerçekte isteyebileceği zarar miktarıdır. Mahkeme, bu iki tutardan düşük olanını esas alır.
Basit ödemelerde (tedavi gideri, geçici iş göremezlik ödeneği gibi) hesap doğrudandır: SGK'nın harcadığı tutar, işverenin kusur oranıyla çarpılır. Sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağlanan dosyalarda ise gelecekteki aylık ödemelerin bugünkü değeri hesaplanmalıdır; bu işlem "peşin sermaye değeri" olarak adlandırılır ve yaşam tabloları ile teknik iskonto oranı kullanılarak aktüerya bilirkişisi tarafından yapılır.
Örnek: SGK bir iş kazası nedeniyle toplam 200.000 TL ödeme yapmış olsun. Bilirkişi incelemesinde işverenin kusur oranı %40 olarak belirlenirse, işverenden talep edilecek rücu tutarı 200.000 TL × %40 = 80.000 TL olur. İşçinin de kazada %20 oranında kusuru bulunuyorsa, işverenin sorumlu tutulacağı oran toplam kusur payı içinde yeniden hesaplanır ve SGK alacağı buna göre azalır.
Aşağıdaki hesaplama aracı, yalnızca bu temel formülü (ödeme × kusur oranı) gösterir. Sürekli gelir bağlanan dosyalarda gerçek tutar peşin sermaye değeri hesabını içerdiğinden, kesin rakam için bilirkişi raporu ve avukat değerlendirmesi gerekir.
İşverenin savunma açısından talep edebileceği önemli bir hak, SGK'nın hesaplamaya esas aldığı ödeme belgelerinin dosyaya eksiksiz sunulmasını istemektir. Uygulamada SGK'nın talep listesi bazen güncel olmayan ödeme kalemlerini veya mükerrer kayıtları içerebilir; bu belgelerin tek tek incelenmesi, rücu tutarının gereksiz yere şişmesinin önüne geçer.
Ücretsiz Hesaplama Aracı
SGK Rücu Tutarı — Basit Ön Hesaplama
5510 sayılı Kanun m.21'deki temel formülü (ödeme × kusur oranı) gösterir. Sürekli gelir bağlanan dosyalarda gerçek tutar, peşin sermaye değeri ve bilirkişi raporuyla belirlenir.
Geç Bildirim ve Kayıt Dışı Çalıştırmada Kusursuz Sorumluluk
5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinin (b) bendi, işverene iş kazasını öğrendiği günden itibaren 3 iş günü içinde SGK'ya bildirme yükümlülüğü yükler. Bu süre geçirilirse, bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, kusur oranı aranmaksızın doğrudan işverenden tahsil edilir. Burada kusur sorumluluğu değil, kusursuz sorumluluk söz konusudur.
Daha ağır bir tablo, işçinin hiç sigortalı gösterilmediği kayıt dışı çalıştırma hallerinde ortaya çıkar. 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi uyarınca, sigortalılığı bildirilmeyen bir işçinin iş kazası geçirmesi halinde SGK'nın yaptığı ve ileride yapacağı tüm masraf ve ödemeler, kusur oranına bakılmaksızın tamamen işverenden tahsil edilir. Bu durumda kaçınılmazlık savunması dahi işvereni tam sorumluluktan kurtarmaz.
Bildirim yükümlülüğünün ihmali ayrıca idari para cezasını da beraberinde getirir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında, iş kazasını süresinde bildirmeyen işverene 2026 yılı rakamlarıyla işyerinin çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre değişen, on binlerce liraya ulaşan idari para cezası uygulanmaktadır. Bu ceza, rücu davasındaki mali sorumluluktan bağımsız ayrıca tahsil edilir.
Kritik Uyarı
Kayıt dışı işçi çalıştırmak, iş kazası halinde işvereni hem kusursuz rücu sorumluluğuyla hem de ayrı idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakır. Osmangazi'de küçük ve orta ölçekli imalat işletmelerinde en sık karşılaştığımız dava sebeplerinden biri budur.
SGK Rücu Davasında Zamanaşımı Süresi
5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinin 3. fıkrasına göre, SGK'nın rücu davası açma hakkı 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, masraf ve ödemeler bakımından ödemenin yapıldığı tarihten; sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelir ve aylıklar bakımından ise Kurumun bu geliri onayladığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımının başlangıç tarihi uzun süre tartışma konusu olmuştur; özellikle Kurumun tek bir kaza nedeniyle yıllar boyunca aylık ödeme yapmaya devam ettiği hallerde, her ödeme için ayrı bir zamanaşımı süresinin işleyip işlemeyeceği sorusu gündeme gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, 2023 yılında verdiği bir kararla bu konudaki düzenlemenin mülkiyet hakkına aykırı olmadığına ve zamanaşımının yürürlükteki mevzuata göre değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
İşveren avukatlığı açısından zamanaşımı def'i, davanın en güçlü savunma araçlarından biridir. Zamanaşımı, mahkemece kendiliğinden gözetilmez; davalı işverenin süresi içinde ve açıkça bu def'i ileri sürmesi gerekir. Def'i öne sürülmezse, süre dolmuş olsa dahi mahkeme SGK lehine karar verebilir.
Bu nedenle cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inin unutulmaması, davanın en başında yapılması gereken en kritik usuli işlemlerden biridir. Sonradan sunulan dilekçelerde ileri sürülen zamanaşımı itirazı, davalı yararına kabul edilmeyebilir.
Zamanaşımı süresini kesen haller de vardır. SGK'nın işverene gönderdiği ihtar veya talepname, zamanaşımı süresini keser ve süre yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle işverenin, Kurumdan gelen her yazışmayı dikkatle takip etmesi ve tarihlerini kayıt altına alması önemlidir.
Rücu davasının zamanaşımı, kazayla ilgili açılmış bir ceza soruşturmasından bağımsız işler. İşveren hakkında taksirle yaralama veya taksirle ölüme sebebiyet suçundan ceza davası açılmış olması, SGK'nın rücu davası için öngörülen 10 yıllık süreyi uzatmaz; bu iki zamanaşımı rejimi ayrı kanunlara dayanır ve birbirini etkilemez.
SGK rücu davasıyla mı karşılaştınız?
Kusur oranı itirazı, zamanaşımı def'i ve savunma stratejisi için ücretsiz ilk görüşme.
İşveren Rücu Davasına Nasıl İtiraz Eder?
Rücu davasıyla karşılaşan işverenin elinde birden fazla savunma imkanı bulunur. Bunların en güçlüsü, kazanın kaçınılmaz olduğunun ispatıdır: işveren, mevzuatın öngördüğü tüm önlemleri eksiksiz aldığını belgelerle (eğitim kayıtları, risk değerlendirmesi raporu, koruyucu ekipman teslim tutanakları) ortaya koyabiliyorsa, kusur oranının düşürülmesini veya davanın reddini talep edebilir.
İkinci savunma zemini bilirkişi raporuna itirazdır. HMK madde 281 uyarınca taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yazılı itiraz dilekçesi sunabilir. İtirazda kusur oranının hangi gerekçeyle hatalı olduğu, gözden kaçan teknik unsurlar ve varsa çelişkili deliller somut biçimde ortaya konmalıdır. Mahkeme, itirazı yerinde bulursa ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir.
Üçüncü savunma, işçinin kendi kusurunun ihmal edildiği iddiasıdır. İşçinin talimatlara aykırı davrandığı, koruyucu ekipmanı kullanmadığı veya kendi inisiyatifiyle tehlikeli bir işlem yaptığı somut delillerle (tanık beyanı, kamera kaydı, iş güvenliği tutanakları) ispatlanabiliyorsa, mahkemeden işçi kusurunun yeniden değerlendirilmesi istenebilir.
Dördüncü olarak zamanaşımı def'i her davada ayrıca değerlendirilmelidir. Rücu davası açıldığında ilk yapılması gereken işlerden biri, SGK'nın ödeme veya gelir onay tarihlerini talep ederek 10 yıllık sürenin dolup dolmadığını kontrol etmektir.
Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
SGK rücu davalarında görevli mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi gereği İş Mahkemesi'dir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetki bakımından dava; işverenin yerleşim yeri mahkemesinde, iş kazasının meydana geldiği yer mahkemesinde veya SGK'nın ilgili müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Bursa'da meydana gelen iş kazalarında Bursa İş Mahkemesi yetkilidir.
Dava süreci genellikle şu aşamalardan geçer: dilekçelerin karşılıklı sunulması, tarafların dinlenmesi, iş kazası tespit tutanağı ve SGK ödeme belgelerinin dosyaya alınması, kusur oranı için teknik bilirkişi incelemesi, ödeme tutarları için mali/aktüeryal bilirkişi incelemesi ve son olarak hükmün kurulması. SGK, çoğu zaman alacağın miktarını dava açılırken tam olarak belirleyemediği durumlarda belirsiz alacak davası yolunu tercih eder.
Verilen karara karşı istinaf ve temyiz yolları açıktır. İşveren aleyhine kesinleşen bir rücu kararı ödenmezse SGK, kararı icra takibine koyarak cebri tahsil yoluna gidebilir; bu aşamada işverenin taksitlendirme veya yapılandırma talebinde bulunma imkanı da bulunur.
Sürenin uzunluğu dosyanın karmaşıklığına göre değişir. Kusur oranına itiraz edilmeyen, tek bilirkişi raporuyla kesinleşen basit dosyalarda ilk derece yargılaması 1-1,5 yıl içinde sonuçlanabilir. Kusur raporuna itiraz edildiği, ek bilirkişi incelemesi istendiği veya birden fazla davalının bulunduğu dosyalarda süreç istinaf dahil 2-3 yıla uzayabilir.
Rücu Davası Açıldığında İşverenin İlk Yapması Gerekenler
Dava dilekçesinin tebliğ edilmesiyle birlikte işveren için süre işlemeye başlar. Cevap dilekçesinin süresi içinde ve eksiksiz sunulmaması, sonradan ileri sürülebilecek birçok savunmanın (özellikle zamanaşımı def'i) kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle dava tebliğ edildiği anda hızlı ve düzenli bir hazırlık süreci başlatılmalıdır.
Öncelikle kaza dosyasına ilişkin tüm belgeler bir araya getirilmelidir: iş kazası tespit tutanağı, SGK'ya yapılan bildirim yazısı ve tarihi, işyerinde uygulanan risk değerlendirmesi raporu, çalışana verilen iş güvenliği eğitimlerinin imzalı kayıtları, koruyucu ekipman teslim tutanakları ve varsa kaza anına ait kamera görüntüleri.
Ardından, kazayla ilgili daha önce açılmış bir ceza soruşturması veya kovuşturması olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ceza dosyasındaki kusur raporu, rücu davasındaki bilirkişi incelemesini doğrudan etkileyebilir; iki dosya arasındaki çelişkiler itiraz dilekçesinde mutlaka gündeme getirilmelidir.
Son olarak, SGK'nın talep ettiği tutarın dayanağı olan ödeme belgeleri tek tek incelenmeli; talep edilen kalemler arasında rücu kapsamına girmeyen bir gider bulunup bulunmadığı (örneğin soruşturma masrafları rücu edilemez) değerlendirilmelidir. Bu erken aşamadaki titiz inceleme, davanın sonraki seyrini büyük ölçüde belirler.
SGK rücu davası, işçilik alacağı davalarının aksine zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir; dava doğrudan iş mahkemesinde açılır. Bu nedenle işverenin, dava açılmadan önce bir arabuluculuk aşamasıyla vakit kazanacağını varsaymaması, hazırlığa tebligatın alındığı ilk günden itibaren başlaması gerekir.
İşveren Mali Mesuliyet Sigortası Rücu Riskini Azaltır mı?
İşveren mali mesuliyet sigortası (işveren sorumluluk sigortası), iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle işverenin karşı karşıya kalacağı hem SGK rücu talebini hem de işçiye ödenecek tazminatı poliçe limitleri dahilinde teminat altına alır. Sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren, özellikle ağır ve tehlikeli işler yapan işletmeler için bu poliçe önemli bir mali koruma sağlar.
Ancak sigorta koruması sınırsız değildir. Poliçede belirlenen teminat limitini aşan tutarlar işverenin üzerinde kalır. Ayrıca sigorta şirketleri, işverenin kastı veya ağır ihmali bulunduğu iddia edilen dosyalarda rücu talebine itiraz edebilir ya da ödemeyi reddedebilir. Bu nedenle poliçe genel şartlarının ve istisnalarının önceden dikkatle incelenmesi gerekir.
Sigorta, hukuki takibin yerini tutmaz. SGK rücu davası açıldığında, poliçe olsa bile davanın usulüne uygun takip edilmesi, kusur oranına itiraz edilmesi ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi işveren lehine sonucu doğrudan etkiler. Sigorta şirketi ile işveren arasındaki iç ilişki de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Poliçe kapsamında sigorta şirketinin davaya müdahil olması veya işvereni davada temsil etmesi genel şart hükümlerine göre değişir. Bazı poliçeler yalnızca hükmedilen tazminatı öderken, bazıları hukuki savunma masraflarını da teminata dahil eder. Poliçe satın alınırken bu ayrımın net biçimde sorulması, olası bir rücu davasında sürpriz masraflarla karşılaşılmasını önler.
SGK Rücu Davasında Belirsiz Alacak Davası ve Islah
Dava açıldığı sırada SGK, sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağlanmış dosyalarda talep edeceği kesin tutarı çoğu zaman net biçimde bilemez; çünkü peşin sermaye değeri hesaplaması ayrıntılı bir aktüerya incelemesi gerektirir. Bu durumda HMK madde 107 uyarınca belirsiz alacak davası açma yolu tercih edilir: SGK, hukuki ilişkiyi ve asgari bir tutarı belirterek dava açar, kesin miktarı yargılama sırasında netleştirir.
Bilirkişi raporuyla kesin tutar ortaya çıktığında SGK, dava değerini bu tutara göre artırabilir (ıslah). İşveren açısından bu durumun iki önemli sonucu vardır. İlk olarak, dava başlangıçta düşük bir tutarla açılmış olsa bile nihai hüküm çok daha yüksek bir miktar üzerinden kurulabilir; bu nedenle davanın baştan itibaren ciddiye alınması gerekir. İkinci olarak, ıslah işlemine karşı da usuli itiraz hakları (örneğin ıslahın süresinde yapılıp yapılmadığı) ayrıca değerlendirilmelidir.
Belirsiz alacak davası uygulaması, işverenin dava değerine ilişkin erken bir savunma stratejisi kurmasını zorlaştırır. Bu nedenle işveren tarafında, SGK'nın talep edebileceği azami tutarın (dış tavan) baştan itibaren kabaca hesaplanması, sürecin mali risklerinin öngörülmesi açısından faydalıdır.
Islah işlemi belirli usuli kurallara tabidir ve süresi geçtikten sonra yapılan ıslah taleplerine itiraz edilebilir. İşveren avukatı, her duruşma ve bilirkişi raporu tebliğinden sonra dosyayı bu açıdan da takip etmeli; SGK'nın talebini artırdığı her aşamada yeni tutarın hukuki ve teknik dayanağını ayrıca sorgulamalıdır. Bu titiz takip, dava sonunda ortaya çıkacak nihai rakamın gerçek zararı aşmamasını güvence altına alır.
Rücu davasında haklarınızı koruyun
İşveren tarafında SGK rücu davası savunması için ücretsiz ilk görüşme yapalım.
SGK Rücu Davası Sıkça Sorulan Sorular
SGK rücu davası nedir?+
SGK rücu davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?+
İşveren rücu davasına nasıl itiraz edebilir?+
Kayıt dışı çalıştırılan işçi kaza geçirirse işveren ne kadar sorumlu olur?+
Rücu davası hangi mahkemede açılır?+
İşveren mali mesuliyet sigortası SGK rücu davasından tamamen korur mu?+
SGK rücu davası ile işçinin işverene açtığı iş kazası tazminat davası aynı şey midir?+
İlgili Yazılar
İş Kazası Tazminatı: Hesaplama ve Dava Süreci
Aktüerya hesaplama aracı, SGK-işveren tazminat farkı, maluliyet oranı ve zamanaşımı rehberi.
Devamını Oku →İş HukukuMeslek Hastalığı Tazminatı: İş Kazasından Farkı ve Haklar
Meslek hastalığının şartları, SGK tespit süreci ve işveren sorumluluğu.
Devamını Oku →İş HukukuKıdem Tazminatı Hesaplama 2026
2026 tavan, giydirilmiş ücret hesabı ve kıdem tazminatı hak kazanma koşulları.
Devamını Oku →İş Hukukuİhbar Süresi Hesaplama 2026
Kıdeme göre ihbar süreleri, bildirim yükümlülükleri ve tazminat hesaplama aracı.
Devamını Oku →İş HukukuFazla Mesai ve Yıllık İzin Ücreti Alacağı Davası
İspat yükü ve zamanaşımı farkları, hesaplama araçları ve dava süreci.
Devamını Oku →İş Hukukuİşe İade Davası: Şartlar, Süreç ve Tazminat
İşe iade davası açma şartları, süreler ve boşta geçen süre ücreti.
Devamını Oku →