Kentsel Dönüşüm Nedir? 6306 Sayılı Kanun ve Riskli Yapı Kavramı
Kentsel dönüşüm, deprem ve diğer afet risklerine karşı güvensiz binaların yıkılıp yeniden yapılması veya güçlendirilmesi sürecidir. Hukuki temeli, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'dur. Kanun, 2012'den bu yana birçok kez değiştirilmiş, uygulaması sürekli genişletilmiştir.
Kanun üç ayrı kavramı birbirinden ayırır. Riskli yapı, tek başına yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıyan bina anlamına gelir. Riskli alan, içinde riskli yapıların yoğunlaştığı ve Bakanlar Kurulu veya yetkili idarece ilan edilen bölgedir. Rezerv alan ise dönüşüm sonrası yeni yerleşim için ayrılan veya mevcut kentsel dokudan seçilen bölgedir.
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı olarak kuruldu. Başkanlık bünyesinde, Marmara Bölgesi'ne özel bir genel müdürlük dahil üç ayrı genel müdürlük yer alıyor. Bugün riskli yapı süreçlerinin idari yürütücüsü büyük ölçüde bu Başkanlık ve ona bağlı il müdürlükleridir.
2026 itibarıyla kentsel dönüşüm, yalnızca can güvenliği meselesi olmaktan çıkıp mülkiyet hukukunun en yoğun uygulama alanlarından birine dönüştü. Riskli yapı tespitinden hak sahipliğine, kat karşılığı sözleşmelerden itiraz süreçlerine kadar her aşama, hak kaybı riski taşıyan teknik detaylar içeriyor.
Deprem yönetmeliği açısından özellikle 1999 öncesi ruhsat almış, güçlendirme projesi bulunmayan ve zemin etüdü yapılmadan inşa edilmiş binalar risk taşır. Bina yaşı tek başına belirleyici değildir; kolon-kiriş kesitleri, beton kalitesi ve zemin yapısı da tespit raporunda ayrıca değerlendirilir.
Riskli Alan mı, Riskli Yapı mı? İki Sürecin Farkı
Riskli yapı süreci, tek bir binayı veya parseli ilgilendirir ve malik başvurusuyla ya da idarenin resen harekete geçmesiyle başlar. Riskli alan süreci ise çok daha geniş kapsamlıdır; belirli bir mahalle veya bölge, Cumhurbaşkanı kararıyla toplu halde "riskli alan" ilan edilir.
Riskli alan ilan edildiğinde, alan içindeki tüm parseller kentsel dönüşüm kapsamına girer; tek tek riskli yapı tespiti yaptırmaya gerek kalmaz. Bu süreçte idare, dönüşüm planını toplu olarak hazırlar ve malik toplantılarını bölge bazında yürütür.
Rezerv alan ise farklı bir kategoridir; dönüşüm sürecinde tahliye edilen hak sahiplerinin geçici veya kalıcı olarak yerleştirileceği bölgeleri ifade eder. 4 Şubat 2026 değişikliğiyle bu tanımın genişletilmesi, mevcut yerleşim yerlerinin de rezerv alan seçilebilmesine imkân tanıdığından ayrıca takip edilmesi gereken bir gelişmedir.
Bursa'da bugüne kadar ilan edilen riskli alanlar sınırlı sayıda olsa da, Osmangazi'nin bazı mahallelerinde riskli yapı başvuruları yoğunlaştıkça bölgesel riskli alan ilanı ihtimali de gündeme gelebiliyor. Bu, sürecin idare öncülüğünde ve daha hızlı işlemesi anlamına gelir.
| Kavram | Kapsam | Süreci Başlatan |
|---|---|---|
| Riskli Yapı | Tek bina veya parsel | Malik başvurusu veya idare (resen) |
| Riskli Alan | Mahalle veya bölge geneli | Cumhurbaşkanı kararı |
| Rezerv Alan | Yeniden yerleşim bölgesi | Başkanlık teklifi, ilgili idari süreç |
Riskli Yapı Tespiti Nasıl Yapılır? Başvuru Süreci
Riskli yapı tespiti iki şekilde başlar. Maliklerden biri veya kanuni temsilcisi, Bakanlıkça lisanslandırılmış bir kurum veya kuruluşa dilekçeyle başvurabilir. İdare de kendiliğinden, maliklere belirli bir süre vererek tespit yaptırmalarını isteyebilir; bu süre geçtiğinde tespit resen gerçekleştirilir.
Başvuru dosyasına tapu senedi, güncel takyidatlı tapu kaydı, kimlik belgesi, numarataj yazısı ve bina/bağımsız bölüm emlak bildirimi eklenir. Güçlendirme projesi bulunmadığına dair yazı da başvuruya dahil edilir. Başvuru, elektronik yazılım sistemi üzerinden yapılır.
Lisanslı kuruluş, binada mühendislik incelemesi, zemin etüdü ve teknik analiz yapar. Tespit yalnızca görsel değerlendirmeyle değil, 6306 sayılı Kanun'un Uygulama Yönetmeliği ekindeki teknik esaslara göre yapılır. Rapor, ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne sunulur.
İl müdürlüğü raporu inceler; eksik veya hatalı bulursa iade eder, uygun bulursa tapu müdürlüğüne bildirir. Riskli olarak tespit edilen yapı için tapu kütüğüne "riskli yapıdır" şerhi işlenir ve durum maliklere tebliğ edilir. Bu tebliğ, itiraz süresinin başlangıç noktasıdır.
Birden fazla malikin bulunduğu binalarda tebligat süreci uzayabilir. Yurt dışında veya farklı şehirde yaşayan maliklere tebligatın doğru adrese ulaşması, sürecin gecikmemesi açısından önemlidir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok malikten erken aşamada başvuruya onay alınması önerilir.
Riskli Yapı Tespitine İtiraz: 15 Günlük Süre ve İtiraz Mercii
Riskli yapı tespitine itiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırıldığında tespit kesinleşir ve dönüşüm süreci normal seyrinde devam eder.
İtiraz, yapının bulunduğu yerdeki Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'ne yapılır. Bu müdürlüğün bulunmadığı illerde itiraz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne yöneltilir. Başkanlık yetki devri yapmışsa itiraz belediyeye veya il özel idaresine de sunulabilir.
İtiraz üzerine dosya, teknik heyet tarafından yeniden incelenir. Bu aşamada bağımsız bir mühendislik raporu veya ek zemin etüdü, itirazın başarı şansını artırır. Sadece "binamda hasar görmüyorum" şeklindeki soyut itirazlar genellikle kabul görmez.
İtiraz reddedilirse tespit kesinleşir ve maliklere tahliye için süre tanınır. Tahliyeye direnilmesi halinde, mülki idare kolluk kuvveti marifetiyle tahliyeyi sağlayabilir. Bu yetki, 4 Şubat 2026 değişikliği öncesinde de mevcuttu; güncel düzenleme bu yetkinin kullanım usulünü netleştirdi.
Uygulamada itiraz sürecinin en çok tıkandığı nokta, teknik raporun süresinde hazırlanamamasıdır. Bağımsız bir inşaat mühendisinden ikinci bir görüş almak, itirazın hem hızını hem başarı ihtimalini artırır. İtiraz süresi kaçırılmadan bu raporun temin edilmesi büyük önem taşır.
4 Şubat 2026 Yönetmelik Değişikliği: Kentsel Dönüşümde Neler Değişti?
4 Şubat 2026 tarihli ve 33158 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", sürecin en kritik aşamalarını doğrudan etkileyen düzenlemeler getirdi.
En önemli değişiklik, dönüşüm kararı alınabilmesi için yapının fiilen yıkılmış olması şartının kaldırılmasıdır. Artık riskli olduğu tespit edilen bir yapı için, yıkım gerçekleşmeden de maliklerin salt çoğunluğuyla yeniden yapım kararı alınabiliyor. Bu, süreci önemli ölçüde hızlandıran bir yenilik.
Yönetmelik ayrıca tapu kütüğünün beyanlar hanesine "6306 sayılı Kanun kapsamındadır" şerhinin işlenmesini getirdi. Pay satışı başvurularında, maliklerin toplantıya davet edildiğine ve toplantının yapıldığına dair evrakların idareye ibrazı yeniden zorunlu hale geldi; bu, önceki dönemde gevşetilen bir usul şartının geri dönüşü niteliğinde.
Metin genelinde geçen "Bakan" ibaresi "Kentsel Dönüşüm Başkanı" olarak güncellendi. Bu, 2023'te kurulan Başkanlığın kurumsal yapısının mevzuata yansıtılmasıdır; yeni bir kurum kurulduğu anlamına gelmez. Rezerv alan tanımı da genişletildi; "yeni yerleşim alanı" ifadesi kaldırılarak tanıma "mevcut kentsel ve kırsal alanlar" ibaresi eklendi.
Bu son değişiklik dikkatle okunmalıdır. Rezerv alan tanımının genişlemesi, üzerinde hâlihazırda yerleşim bulunan alanların da rezerv alan olarak belirlenebilmesine imkân tanıyor. Mülkiyet hakkı açısından bu, malikler için önceden öngörülmesi gereken yeni bir risk alanı oluşturuyor.
Değişiklik ayrıca teminat oranları ve tebligat yöntemlerinde de düzenlemeler içeriyor. Amaç, süreci hızlandırmak ve öngörülebilirliği artırmak olarak açıklanıyor; ancak bu hız, haklarını bilmeyen maliklerin aleyhine sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle yönetmelik değişikliği sonrası açılan her yeni dosyada güncel usul kurallarının kontrol edilmesi şart.
Kentsel Dönüşümde Hak Sahipliği: Salt Çoğunluk Kuralı Nasıl İşler?
Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra maliklerin ortak bir karar alması gerekir. 6306 sayılı Kanun, bu kararın oy birliğiyle değil salt çoğunlukla alınmasına izin verir. Çoğunluk, kişi sayısına göre değil, maliklerin sahip oldukları arsa payı oranına göre hesaplanır.
Salt çoğunluk, hisselerin yarısından bir fazlasını, yani pratikte "%50+1" oranını ifade eder. Bu çoğunlukla; yeniden bina yapılması, müteahhit seçimi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanması veya hasılat paylaşımı modeli kurulması gibi kararlar alınabilir.
Karar, noter huzurunda düzenlenen bir tutanakla alınır ve tüm maliklere tebliğ edilir. Toplantının usulüne uygun yapıldığını gösteren evraklar, 4 Şubat 2026 değişikliği sonrası pay satışı başvurusunda idareye ayrıca sunulmak zorundadır.
Bu kural, tek bir malikin veya küçük bir azınlığın süreci sonsuza kadar bloke etmesini engellemek için tasarlandı. Ancak aynı zamanda azınlıkta kalan malikler için ciddi sonuçlar doğurur; bu sonuçlar aşağıdaki bölümde ayrıntılı olarak ele alınıyor.
Anlaşmayan Maliklerin Payı Ne Olur? Açık Artırma Usulü
Salt çoğunlukla alınan karara katılmayan malikler, karara zorla dahil edilmez; ancak paylarının akıbeti kanunla düzenlenmiştir. Bu maliklerin arsa payları, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nca rayiç değeri tespit ettirilerek satışa çıkarılır.
Satış, tespit edilen rayiç değerden az olmamak üzere, anlaşmaya katılan diğer paydaşlara açık artırma usulüyle yapılır. Böylece anlaşan malikler, sürece katılmayan payı satın alarak inşaata devam edebilir.
Açık artırmada anlaşan paydaşlardan alıcı çıkmazsa, pay Hazine adına bedeli ödenerek resen tescil edilir. Bu durumda azınlıkta kalan malik mülkiyetini kaybeder ancak rayiç bedelini tahsil eder; süreç mahkeme kararına gerek kalmadan idari yoldan tamamlanır.
Bu mekanizma, malikler arasında en çok hukuki ihtilafa yol açan aşamadır. Rayiç değer tespitine itiraz edilebilmesi, sürecin zamanında takip edilmesini gerektirir; değerleme raporunun tebliğinden sonra geçen süre, itiraz hakkının kullanılabilmesi açısından belirleyicidir.
Kentsel Dönüşümde Vergi ve Harç Muafiyetleri
6306 sayılı Kanun, kentsel dönüşüm işlemlerini teşvik etmek için önemli vergi ve harç muafiyetleri tanır. Riskli yapı tespiti, tapu iptali, yeni tapu tescili ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamındaki devir işlemleri, kural olarak tapu harcından muaf tutulur.
Damga vergisi, veraset ve intikal vergisi ile döner sermaye ücretleri de dönüşüm kapsamındaki işlemlerde kısmen veya tamamen muafiyet kapsamına girebilir. Bu muafiyetler, sözleşme ve tescil masraflarını önemli ölçüde azaltır.
Yeni yapılan konutun ilk satışında uygulanacak katma değer vergisi oranı, konutun büyüklüğüne ve bulunduğu bölgeye göre değişebilir. Kentsel dönüşüm kapsamındaki bazı konut teslimlerinde indirimli oran uygulanması mümkündür.
Muafiyetlerden yararlanabilmek için işlemin gerçekten 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütüldüğünün belgelenmesi gerekir. Tapu müdürlüğüne sunulacak belgelerin eksiksiz olması, hem sürecin hızlanmasını hem de muafiyetlerin sorunsuz uygulanmasını sağlar. Eksik belgeyle yapılan başvurularda muafiyet reddedilebilir ve harç sonradan tahsil edilebilir; bu nedenle başvuru öncesi belge kontrolü ihmal edilmemelidir.
Kentsel Dönüşümde Kiracının Hakları Nelerdir?
Kiracılar, riskli yapı hakkında karar alma sürecine malikler gibi doğrudan katılamaz; salt çoğunluk kararı yalnızca hisse sahibi maliklere aittir. Ancak kiracıların da kanunla tanınmış belirli hakları vardır.
Riskli yapı tespiti kesinleştiğinde kiracılar da tahliye olmak zorundadır. Bu durumda kiracılar, belirli şartları taşımaları halinde devletin sağladığı kira yardımından yararlanabilir. Yardımın süresi ve tutarı, malikler için uygulanan yardımdan farklı olabilir.
Kira sözleşmesi süresi dolmadan tahliye gerçekleşirse, kiracının malike karşı sözleşmeden doğan tazminat talep etme hakkı saklıdır. Bu tür bir talep, kentsel dönüşümün kendisine değil, kira sözleşmesinin erken feshine dayanır.
Yeniden yapılan binada kiracıya öncelik hakkı tanınıp tanınmayacağı, kural olarak malik ile kiracı arasındaki sözleşmeye bağlıdır; kanun bu konuda kiracı lehine otomatik bir hak öngörmez. Bu nedenle uzun süreli kiracıların, tahliye öncesinde malikle yazılı bir anlaşma yapması faydalı olur.
Kentsel Dönüşüm ile DASK Arasındaki İlişki
Zorunlu Deprem Sigortası (DASK), kentsel dönüşümün alternatifi değil tamamlayıcısıdır. DASK, bir deprem gerçekleştiğinde oluşan hasarı belirli bir limit dahilinde tazmin eder; riskli yapı tespiti ise depremden önce binanın güvenli hale getirilmesini amaçlar.
Riskli yapı tespiti alan bir binanın DASK poliçesi, kural olarak geçerliliğini sürdürür; ancak yeniden yapılan binalar için poliçenin yeni yapıya göre güncellenmesi gerekir. Poliçe bedeli, binanın yapı sınıfı ve metrekaresi güncellenmeden hesaplanırsa hasar halinde eksik ödeme riski doğar.
Kentsel dönüşüm sürecine giren maliklerin, tahliye öncesinde ve yeni bina teslim alındığında DASK poliçesini gözden geçirmesi önerilir. Bu, hem eski hem yeni yapı için sigorta korumasında boşluk oluşmasını engeller.
DASK hasar tespiti ile ilgili itiraz süreçleri, riskli yapı tespitine itirazdan farklı bir idari yapıya tabidir ve ayrı bir başvuru gerektirir. Bu iki süreç birbirine karıştırılmamalı, her biri kendi usulüne göre takip edilmelidir.
Kentsel dönüşüm sürecine giren maliklerin sıkça karıştırdığı bir diğer konu, deprem sonrası hasar tespitiyle riskli yapı tespitinin aynı işlem olmadığıdır. Deprem sonrası hasar tespiti, mevcut bir depremin etkisini değerlendirirken; riskli yapı tespiti, henüz gerçekleşmemiş bir depreme karşı binanın dayanıklılığını önceden ölçer. Bu iki rapor farklı kurumlarca düzenlenir ve farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Binanız riskli yapı tespiti aldı mı?
İtiraz süreci, hak sahipliği ve kat karşılığı sözleşmenizi birlikte değerlendirelim.
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi: Nelere Dikkat Edilmeli?
Türkiye'de en yaygın kentsel dönüşüm yöntemi, halk arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi (KKİS) olarak bilinen modeldir. Malikler arsalarını müteahhide devreder; karşılığında yeni binada belirli sayıda bağımsız bölüme sahip olur. Hasılat paylaşımlı sözleşmede ise müteahhit arsa payı almaz, tamamlanan bağımsız bölümlerin satışından pay alır.
Sözleşmede paylaşım oranı ve paylaşım krokisi şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Hangi katta kaç bağımsız bölüm olacağı, kimin hangi daireye sahip olacağı ve ortak alanların (otopark, sığınak, elektrik odası) nasıl paylaştırılacağı, mimari projeyle birlikte sözleşmeye eklenmelidir.
İnşaatın tamamlanma tarihi, gecikme halinde uygulanacak cezai şart ve teminat mektubu şartları, sözleşmenin en kritik maddeleridir. Malikler, arsa payını devretmeden önce müteahhidin mali gücünü ve önceki projelerdeki teslim performansını araştırmalıdır.
Sözleşme imzalanmadan önce bir gayrimenkul avukatından hukuki, bir mimardan teknik danışmanlık alınması önerilir. Malzeme listesinin genel ifadelerle değil ayrıntılı teknik şartnameyle belirlenmesi, sonradan çıkabilecek malzeme kalitesi tartışmalarını önler.
Sözleşmeye ayrıca bir teminat mektubu veya ipotek şartı eklenmesi, müteahhidin işi yarım bırakması ihtimaline karşı malikleri korur. Teminatın tutarı ve süresi, inşaatın toplam bedeliyle orantılı olarak belirlenmelidir; düşük tutarlı bir teminat, gerçek bir güvence sağlamaz.
Kentsel Dönüşümde Kira Yardımı ve "Yarısı Bizden" Desteği
Riskli yapısını tahliye eden hak sahiplerine, yeni konut teslimine kadar belirli bir süre kira yardımı yapılabilir. Bu destek, başvuru şartlarını taşıyan maliklere ve kiracılara belirli aylık tutarlarla ödenir; tutar, konutun bulunduğu şehre göre değişir.
"Yarısı Bizden" kampanyası, müteahhidin talep ettiği ilave bedeli karşılayamayan hak sahipleri için geliştirilmiş bir finansman modelidir. Bu modelde, müteahhide ödenecek ilave tutarın belirli bir kısmı devletçe karşılanır ve hak sahibine uzun vadeli, düşük faizli bir geri ödeme planı sunulur.
Bedeli tamamen ödeyemeyen kişi için, yeni düzenlemeyle tapuda hem kişi hem Kentsel Dönüşüm Başkanlığı adına paylı mülkiyet kurulması mümkün hale geldi. Kişi bu konutta ikamet etmeye devam edebilir; borç geri ödendikçe Başkanlığın payı kişiye devredilir.
Bu mekanizma, finansman gücü sınırlı hak sahipleri için önemli bir kolaylık sunar. Ancak paylı mülkiyet süresince tapunun tam devrinin gerçekleşmediği unutulmamalıdır; sözleşme şartlarının ve geri ödeme planının önceden dikkatle incelenmesi gerekir.
Kredi imkânları da bu desteklerle birlikte değerlendirilmelidir. Bankalar ve kamu bankaları, kentsel dönüşüm kapsamındaki hak sahiplerine düşük faizli konut kredisi kampanyaları sunabilir. Başvuru öncesinde farklı kurumların şartlarının karşılaştırılması, en uygun finansman modelinin seçilmesini sağlar.
Kira yardımı, kredi desteği ve Yarısı Bizden kampanyası birbirinin alternatifi değil, aynı süreçte art arda veya birlikte kullanılabilecek farklı finansman araçlarıdır. Hangi desteğin hangi aşamada ve hangi şartlarla talep edileceğinin önceden planlanması, tahliyeden teslime kadar geçen sürede mali sıkıntı yaşanmasını önler.
Kentsel Dönüşüm Sürecinde Sık Yaşanan Uyuşmazlıklar
Kentsel dönüşüm sürecinde en sık karşılaşılan uyuşmazlık, müteahhidin inşaatı süresinde tamamlamamasıdır. Sözleşmede belirlenen teslim tarihi aşıldığında malikler, gecikme cezasını talep edebilir, ek süre verebilir veya sözleşmeyi feshedip inşaatı başka bir yükleniciye devredebilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda fesih, tazminat ve tapu iptali davalarının nasıl işlediğini inşaat sözleşmesi uyuşmazlıkları yazımızda ayrıntılı ele aldık.
İkinci sık uyuşmazlık türü, riskli yapı tespitine rağmen tahliyeye direnmedir. Bu durumda idare, kolluk kuvveti marifetiyle tahliyeyi zorla gerçekleştirebilir; ancak bu yola başvurulmadan önce maliklerin haklarını ve varsa kira yardımı başvuru sürecini bilmesi, sürecin daha az sancılı ilerlemesini sağlar.
Üçüncü uyuşmazlık türü, paylaşım oranı veya bağımsız bölüm dağılımına ilişkin anlaşmazlıklardır. Sözleşmedeki paylaşım krokisinin belirsiz olması, inşaat bittikten sonra hangi malikin hangi daireye hak kazandığı konusunda ciddi ihtilaflara yol açabilir.
Dördüncü uyuşmazlık türü, salt çoğunluk kararına usulden itiraz edilmesidir. Toplantının usulüne uygun yapılmadığı, bazı maliklerin davet edilmediği veya vekaletnamelerin geçersiz olduğu iddiaları, kararın iptali istemiyle dava konusu yapılabilir. Bu tür davalarda toplantı tutanağının ve tebligat belgelerinin eksiksiz olması belirleyicidir.
Bursa'da Kentsel Dönüşüm Süreci ve Yerel Uygulama
Bursa, özellikle Osmangazi'nin eski yapı stoku yoğun mahallelerinde kentsel dönüşümün en aktif yaşandığı illerden biri. 1999 öncesi inşa edilmiş, imar mevzuatına aykırı kaçak katlar içeren binalar, riskli yapı tespiti başvurularının büyük bölümünü oluşturuyor.
Bursa'da riskli yapı tespiti başvuruları, Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve bu müdürlüğe bağlı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü üzerinden yürütülüyor. İtirazlar da aynı müdürlüklere yapılıyor; müdürlük bulunmadığı ilçelerde başvuru belediyeye yönlendiriliyor.
Nilüfer ve Yıldırım'daki bazı toplu konut alanlarında, malikler arasında salt çoğunluk sağlanamadığı için süreç yıllarca bekleyen dosyalar da mevcut. 4 Şubat 2026 değişikliğiyle yıkılma şartının kalkması, bu tür bekleyen dosyaların hızlanmasına imkân tanıyor.
Büromuz, riskli yapı tespitinden itiraz sürecine, kat karşılığı sözleşme incelemesinden anlaşmazlık halinde açılacak davalara kadar süreci baştan sona takip ediyor. Gülbahçe Mahallesi'ndeki ofisimizden Bursa genelindeki kentsel dönüşüm dosyalarına hukuki destek sağlıyoruz.
Bursa Adliyesi'nde görülen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Salt çoğunluk kararının iptali istemiyle açılan davalarda da aynı mahkeme görevlidir; dava açma süresi kararın öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar.
Bursa'da kentsel dönüşüm dosyalarının büyük kısmı, aile içi miras yoluyla paylaşılmış hisseli tapularda çıkıyor. Birden fazla mirasçının küçük hisselerle malik olduğu bu tür binalarda, salt çoğunluğun sağlanması ve tebligatların tüm mirasçılara ulaştırılması, sürecin en emek isteyen aşaması oluyor. Bu tür dosyalarda önceden vekalet düzenlenmesi, sürecin ilerleyen aşamalarında zaman kaybını önemli ölçüde azaltıyor.
Kentsel Dönüşüm — Sık Sorulan Sorular
Riskli yapı tespiti nasıl başlatılır?+
Riskli yapı tespitine itiraz süresi ne kadardır?+
4 Şubat 2026 yönetmelik değişikliğiyle kentsel dönüşümde neler değişti?+
Kentsel dönüşümde kaç malikin onayı ile karar alınır?+
Kararı kabul etmeyen malikin payına ne olur?+
Kentsel dönüşümde kira yardımı ve Yarısı Bizden desteği nedir?+
Müteahhit inşaatı yarım bırakırsa ne yapılabilir?+
Kentsel dönüşüm ile kamulaştırma aynı şey midir?+
Riskli alan ile riskli yapı arasındaki fark nedir?+
Kentsel dönüşüm sürecinde DASK poliçem ne olur?+
Hukuki Danışmanlık
Kentsel Dönüşüm Sürecinizde Hukuki Destek Alın
Riskli yapı itirazı, hak sahipliği veya kat karşılığı sözleşmede hak kaybı yaşamayın. İlk görüşme ücretsizdir.
İlgili Yazılar
Tapu İptal ve Tescil Davası: Şartlar, Süreç ve Süreler
Muris muvazaası, sahte vekâletname, zamanaşımı tablosu ve Bursa'da yetkili mahkeme.
Devamını Oku →Borçlar Hukukuİnşaat Sözleşmesi Uyuşmazlıkları: Müteahhide Karşı Haklarınız
Müteahhidin eksik veya ayıplı iş bıraktığı hallerde fesih, tazminat ve tapu iptali davaları.
Devamını Oku →Gayrimenkul HukukuKamulaştırma Bedelinin Artırımı Davası
Bedel artırımını kimin açtığına dair karışıklık, bilirkişi süreci ve Bursa süreci.
Devamını Oku →Gayrimenkul HukukuKat Mülkiyeti Uyuşmazlıkları: Site Yönetimiyle Anlaşmazlık
Aidat artış sınırlaması, kurul kararı iptal süreleri ve Bursa'dan kayyum yönetici emsali.
Devamını Oku →Gayrimenkul HukukuKira Tahliye Davası Rehberi
Kiracı tahliyesinde kullanılan dava türleri, süreler ve ihtarname şartları.
Devamını Oku →