Ana içeriğe geç
Ana Sayfa/Blog/Şufa (Önalım) Hakkı Davası
Gayrimenkul Hukuku28 Temmuz 2026· 18 dk okuma

Şufa (Önalım) Hakkı Davası Rayiç Bedel Esası ve 2026 Güncel Süreç

Şufa hakkı, paylı mülkiyette payın üçüncü kişiye satılması halinde diğer paydaşlara tanınan öncelikli satın alma hakkıdır. 25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun, önalım bedelinin hesabını kökten değiştirdi. Bu yazıda güncel süreci, süreleri ve Bursa'da izlenecek yolu anlatıyoruz.

Yazan: Av. M. Haşim Alan · Osmangazi / Bursa

Şufa (Önalım) Hakkı Nedir? Kimler Kullanabilir?

Şufa hakkı, halk arasındaki adıyla önalım hakkı, paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması durumunda, diğer paydaşlara bu payı öncelikle satın alma imkânı tanıyan yasal bir haktır. Türk Medeni Kanunu m.732'de düzenlenir.

Kanun koyucunun amacı, paylı mülkiyet ilişkisine yabancı kişilerin girmesini zorlaştırmak ve mevcut paydaşlar arasındaki dengeyi korumaktır. Şufa hakkı, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar; payın üçüncü kişiye fiilen satılmasıyla birlikte kullanılabilir ve dava yoluyla ileri sürülebilir hale gelir.

Kanunda iki tür önalım hakkı bulunur. Yasal önalım hakkı, paylı mülkiyetten doğrudan doğar ve TMK m.732-734'te düzenlenir. Sözleşmeden doğan önalım hakkı ise TMK m.735 ve Türk Borçlar Kanunu m.240 vd. kapsamında, taraflar arasında yapılan ayrı bir sözleşmeyle kurulur ve tapu kütüğüne şerh edilebilir.

Şufa hakkını kullanabilecek kişi, taşınmazda hâlihazırda paydaş olan kişidir. Hak, yalnızca dava yoluyla kullanılabilir; mahkeme dışı bir beyanla önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Dava, payı satın alan üçüncü kişiye (alıcıya) karşı açılır.

Şufa hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak değildir; miras yoluyla mirasçılara geçer. Bir paydaş vefat ettiğinde, ölüm tarihinde henüz kullanılmamış bir şufa hakkı varsa, bu hak mirasçılar tarafından kendi miras payları oranında ve süresi içinde kullanılabilir.

Sözleşmeden Doğan Önalım Hakkı: Yasal Önalımdan Farkı

Yasal önalım hakkının yanında, taraflar arasında ayrıca bir önalım sözleşmesi kurularak sözleşmeden doğan önalım hakkı da oluşturulabilir. Bu sözleşme, malik ile hak sahibi arasında adi yazılı şekilde yapılabilir ve tapu kütüğüne şerh edilebilir.

Sözleşme tapuya şerh edilmişse, önalım hakkı taşınmazın el değiştirdiği her durumda yeni malike karşı da ileri sürülebilir. Şerhin etkisi süresizdir değil; şerh tarihinden itibaren en fazla 10 yıl geçmesiyle sona erer.

Şerh edilmemiş bir önalım sözleşmesinde durum farklıdır. Bu halde hak sahibi, taşınmazı satın alan üçüncü kişiye değil, sözleşmenin karşı tarafı olan malike karşı dava açmak zorundadır. Bu ayrım, dava açılacak kişinin doğru tespiti açısından belirleyicidir.

Yasal önalım hakkının kullanılmasına ilişkin süre ve bedel kuralları, sözleşmeden doğan önalım hakkı sahipleri bakımından da kıyasen uygulanır. Ancak şerhte özel bir süre veya koşul belirtilmişse, öncelikle bu özel düzenleme esas alınır.

Şufa Hakkı Nasıl Kullanılır? Bildirim ve Yeni Süre Kuralı

Payını satan paydaş veya alıcı, yapılan satışı diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim, sıradan bir haberleşme değil, kanunda özel şekle bağlanmış bir işlemdir; sözlü veya dolaylı öğrenme, bildirim yerine geçmez.

Bildirim yapılmışsa, önalım hakkı sahibi bu bildirimin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde dava açmak zorundadır. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması halinde o satışa ilişkin şufa hakkı tamamen ortadan kalkar.

Bildirim hiç yapılmamışsa, önalım hakkı sahibinin dava açabileceği azami süre de değişti. 7571 sayılı Kanun öncesinde bu süre satış tarihinden itibaren 2 yıldı; kanun değişikliğiyle bu azami süre 1 yıla indirildi. Yani bildirim yapılmasa dahi, satıştan itibaren 1 yıl geçtikten sonra şufa hakkı kullanılamaz hale gelir.

Yerleşik içtihada göre sürenin başlangıcı için belirleyici olan öğrenme değil, usulüne uygun bildirimdir. Hak sahibi satışı başka bir yoldan (örneğin ortak bir ihtarname veya tesadüfen) öğrenmiş olsa bile, noter bildirimi yapılmadıkça 3 aylık süre işlemeye başlamaz; ancak 1 yıllık üst sınır her hâlükârda satış tarihinden itibaren işler.

Bir paydaşın belirli bir satış için süresinde şufa hakkını kullanmaması, o paydaşın gelecekteki tüm şufa hakkını kaybettiği anlamına gelmez. Süre, yalnızca ilgili satış işlemine özgüdür; aynı taşınmazda ileride gerçekleşecek başka bir pay satışında önalım hakkı yeniden ve bağımsız olarak doğar.

7571 Sayılı Kanun ile Önalım Bedelinde Rayiç Bedel Esası

25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun, şufa davalarının en tartışmalı noktasında köklü bir değişiklik yaptı: önalım bedelinin hesabı. Eski düzenlemede önalım hakkını kullanan paydaş, tapuda gösterilen satış bedelini ve alıcıya ait tapu giderlerini mahkeme veznesine yatırarak payı devralıyordu.

Bu kural, uygulamada ciddi bir istismara yol açıyordu. Satıcı ve alıcı, şufa hakkı sahibinin payı almaktan vazgeçmesini sağlamak için tapuda gerçek bedelin çok altında bir satış bedeli gösteriyordu. "Tapuda düşük gösterdim, sorun olmaz" anlayışı, yıllarca fiilen kullanılan bir yöntem haline gelmişti.

Yeni düzenlemeyle birlikte tapuda gösterilen satış bedelinin artık tek başına hiçbir bağlayıcılığı kalmadı. Mahkeme, taşınmazın gerçek piyasa değerini yani rayiç bedelini bilirkişi incelemesiyle tespit eder; önalım hakkı sahibi payı devralmak için bu rayiç bedeli yatırmakla yükümlüdür.

Bu değişiklik yalnızca paydaşları değil, taşınmaz satın alan herkesi ilgilendiriyor. Tapuda düşük bedel göstermenin artık hiçbir hukuki avantajı yok; üstelik gerçek bedelle tapu bedeli arasındaki fark, ayrı vergisel ve hukuki risklere de yol açabiliyor. Alım satım yapan herkesin bu değişikliği bilerek hareket etmesi gerekiyor.

Rayiç bedel tespiti, mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından yapılır. Bilirkişi; taşınmazın konumunu, yakın çevredeki emsal satışları, taşınmazın niteliğini ve güncel piyasa koşullarını dikkate alarak bir değerleme raporu hazırlar. Taraflar bu rapora itiraz edebilir; gerekirse ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi talep edilebilir.

Değişikliğin bir diğer sonucu, satış öncesi taraflar arası pazarlıkların şeffaflaşmasıdır. Artık tapudaki rakamın davadaki bedeli belirlemeyeceği bilindiğinden, satıcı ve alıcının gerçek bedeli tapuda olduğu gibi göstermesi hem vergisel hem hukuki açıdan daha güvenli bir yol haline geldi.

Derdest Davalara Etkisi: Geçmiş Satışlarda Rayiç Bedel Uygulanır mı?

7571 sayılı Kanun'un en pratik önemli sonucu, geçiş dönemine ilişkindir. Kanunun geçici hükmü, rayiç bedel esasının yalnızca 25 Aralık 2025'ten sonra açılacak davalarla sınırlı olmadığını açıkça düzenliyor.

Bu tarihten önce açılmış ancak henüz kesinleşmemiş, yani derdest olan davalarda da artık rayiç bedel esas alınacak. Daha somut söylemek gerekirse, geçmiş bir tarihte gerçekleşen bir satışa ilişkin dava yıllar önce açılmış olsa bile, önalım bedeli henüz mahkemeye yatırılmamışsa yeni rayiç bedel sistemi devreye girer.

Süre kuralındaki değişiklik ise farklı bir geçiş rejimine tabidir ve geriye yürümez. 25 Aralık 2025'ten önce gerçekleşmiş satışlarda, dava açma süresi bakımından eski 2 yıllık azami süre geçerliliğini korumaya devam ediyor. Yeni 1 yıllık süre, yalnızca bu tarihten sonra gerçekleşen satışlar için uygulanıyor.

Bedel ile sürenin farklı geçiş kurallarına tabi olması, uygulamada karışıklığa yol açabilecek teknik bir ayrıntı. Derdest bir şufa davası bulunan herkesin, hem bedel hem süre bakımından dosyasının hangi rejime tabi olduğunu bir avukatla birlikte netleştirmesi önemle tavsiye edilir.

Konu25 Aralık 2025 Öncesi Satış25 Aralık 2025 Sonrası Satış
Önalım bedeliDerdest davada bile rayiç bedel esas alınırRayiç bedel esas alınır
Azami süreEski kural: 2 yılYeni kural: 1 yıl

Bu tablodan da görüleceği gibi, bir dosyanın hem eski hem yeni kuraldan aynı anda etkilenmesi mümkündür: eski bir satışa dayanan derdest davada bedel yeni kurala, süre ise eski kurala tabi olabilir. Bu karma durum, dosyanın dikkatli incelenmesini gerektirir.

Devam eden bir şufa dosyası bulunan taraflar için pratik öneri şudur: bilirkişi incelemesi henüz yapılmamışsa, incelemenin rayiç bedel esasına göre yeniden kurgulanmasını talep etmek mümkündür. Bu talebin doğru zamanda ve doğru dilekçeyle mahkemeye sunulması, sürecin gereksiz yere uzamasını önler.

Şufa hakkınızı kullanmak mı istiyorsunuz?

Süre, bedel ve derdest dava durumunuzu birlikte değerlendirelim.

WhatsApp'tan Yaz

Bedelde Muvazaa İddiası Nasıl İspatlanır?

Yeni düzenleme öncesi açılan ve geçiş döneminde henüz sonuçlanmamış bazı dosyalarda, tapuda gösterilen bedelin gerçek bedeli yansıtmadığı iddiası (bedelde muvazaa) hâlâ gündeme gelebiliyor. Bu ihtimalde ispat kuralları, tarafın kim olduğuna göre farklılaşıyor.

Satış sözleşmesinin tarafları (satıcı ve alıcı), aralarındaki gerçek bedelin tapudakinden farklı olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiayı Türk Borçlar Kanunu m.12 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.200 uyarınca yazılı delille ispatlamak zorundadır.

Önalım hakkı sahibi ise bu sözleşmenin tarafı olmadığından farklı bir konumdadır. Yerleşik içtihada göre, sözleşmenin dışındaki üçüncü kişi konumundaki önalım hakkı sahibi, bedeldeki muvazaayı tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Bu ayrım, önalım hakkı sahibi lehine önemli bir ispat kolaylığı sağlar.

Rayiç bedel esasının yerleşmesiyle birlikte bu tartışmanın pratik önemi büyük ölçüde azaldı; çünkü mahkeme artık tapudaki rakama bakmaksızın doğrudan gerçek değeri tespit ediyor. Buna rağmen geçiş dönemi dosyalarında bu ispat kuralının bilinmesi hâlâ değerlidir.

Önalım Hakkının Kullanılamayacağı Haller

Şufa hakkı yalnızca gerçek bir satışa dayanan pay devirlerinde doğar. Bağışlama, trampa, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi veya ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan devirlerde önalım hakkı kullanılamaz; çünkü bu işlemler satım niteliği taşımaz.

Uygulamada en sık karşılaşılan istisna, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir. Arsa sahibinin payını müteahhide inşaat yapımı karşılığında devretmesi, para karşılığı bir satış olmadığından önalım hakkına konu olmaz. Ancak bu sözleşmenin gerçekten inşaat amaçlı yapıldığı, önalım hakkını bertaraf etmek için kurgulanmadığı ispatlanabilmelidir.

Diğer istisnalar arasında paydaşlar arası satışlar, kat mülkiyetine veya kat irtifakına geçmiş bağımsız bölümlerin satışı, tapusuz taşınmazlar, cebri artırma yoluyla satışlar ve elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar sayılabilir. Önalım hakkından resmi şekilde ve tapuya şerh verilerek feragat edilmişse de hak tamamen ortadan kalkar.

Payın bir şirkete sermaye olarak konulması, tapuda paydaş olmayan bir kişinin önalım hakkı iddiasında bulunması veya taşınmazın menkul mal gibi devredilmesi gibi durumlarda da yasal önalım hakkı doğmaz. Bu liste tüketici (sınırlayıcı) değildir; her somut olayda satışın gerçek niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay içtihadına göre bir başka önemli istisna, fiili taksimdir. Paydaşlar taşınmazı hukuken bölmeden, fiilen kendi aralarında paylaşıp yıllarca bu şekilde kullanmışsa, bu düzene taraf olan bir paydaşın payını satması halinde diğer paydaşların şufa hakkını kullanması dürüstlük kuralına aykırı sayılabilir. Bu istisna, somut olayın özelliklerine göre dikkatle değerlendirilmelidir.

Şufa Hakkından Feragat ve Vazgeçme Arasındaki Fark

Önalım hakkı sahibi bu hakkı iki farklı şekilde ortadan kaldırabilir: feragat veya vazgeçme. Bu iki kavram sık karıştırılır ama sonuçları tamamen farklıdır.

Feragat, önalım hakkının tamamen ve kalıcı olarak ortadan kalkmasıdır. Feragatin geçerli olması için resmi şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi zorunludur. Feragat edildiğinde, ileride gerçekleşecek hiçbir pay satışı için önalım hakkı kullanılamaz; satış bildirimi yapılması zorunluluğu da ortadan kalkar.

Vazgeçme ise yalnızca belirli bir satış işlemine özgüdür. Hak sahibi, henüz gerçekleşmiş veya gerçekleşecek belirli bir satış için önalım hakkını kullanmayacağını yazılı şekilde beyan edebilir. Bu beyan, resmi şekle tabi değildir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir.

Vazgeçmenin feragatten temel farkı, hakkın devam etmesidir. Belirli bir satış için vazgeçilse bile, aynı paydaş ileride gerçekleşecek başka bir pay satışında önalım hakkını yeniden kullanabilir. Bu nedenle bir alım satım sürecinde imzalanan "vazgeçme beyanı"nın kapsamının, yalnızca o satışla sınırlı olduğu unutulmamalıdır.

Uygulamada müteahhitler ve yatırımcılar, hisseli bir taşınmazı satın almadan önce diğer paydaşlardan yazılı vazgeçme beyanı almayı tercih eder. Bu beyan alınmadan yapılan satışlarda, sonradan gündeme gelebilecek bir şufa davası, tüm projenin zamanlamasını ve maliyetini ciddi biçimde etkileyebilir.

Vazgeçme beyanının geçerli sayılabilmesi için, hangi satışa ve hangi bedele ilişkin olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Genel ve belirsiz ifadelerle hazırlanan beyanlar, sonradan ihtilaf konusu olabilir; bu nedenle beyan metninin bir avukat tarafından hazırlanması veya en azından incelenmesi önerilir.

Şufa Davası Süreci: Görevli Mahkeme, Husumet ve Masraflar

Şufa davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir ve bu yetki kesindir; taraflar aralarında başka bir yeri yetkili kılamaz.

Davada aktif husumet, yani davacı sıfatı, taşınmazda paydaş olan önalım hakkı sahibine aittir. Pasif husumet ise payı satın alan üçüncü kişiye, yani alıcıya aittir. Dava, satıcıya değil doğrudan alıcıya karşı açılır.

Mahkeme, bilirkişi raporuyla rayiç bedeli tespit ettikten sonra davacıya bu bedeli ve alıcıya ait tapu giderlerini mahkeme veznesine yatırması için kesin bir süre tanır. Bedel bu süre içinde yatırılmazsa, önalım hakkı kullanılamaz ve dava reddedilir.

Dava süresi; taşınmazın durumuna, bilirkişi incelemesi ve keşif yapılıp yapılmayacağına, bekletici mesele oluşturan başka hukuki ilişkilerin bulunup bulunmadığına göre değişir. Sürecin başından itibaren doğru yönetilmesi, hem zaman hem masraf açısından belirleyicidir.

Önalım hakkı, aynı taşınmazda birden fazla paydaş tarafından da kullanılabilir. Bu durumda paydaşlar haklarını ayrı ayrı veya tek bir dava ile birlikte ileri sürebilir. Davayı kazanan birden fazla paydaş varsa, satılan pay aralarında eşit olarak paylaştırılır ve önalım bedeli de bu paydaşlar arasında eşit oranda bölünerek ödenir.

Paydaşlardan yalnızca biri dava açmışsa, diğer paydaşların bu davaya sonradan katılıp katılamayacağı, davanın hangi aşamada olduğuna bağlıdır. Bu nedenle birden fazla paydaşın hak sahibi olduğu dosyalarda, davanın en başında tüm hak sahiplerinin bir arada hareket etmesi önerilir.

Şufa Davası ile İzale-i Şuyu Davası İlişkisi

Şufa davası ve izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası, ikisi de paylı mülkiyetten kaynaklanan ama farklı amaçlara hizmet eden dava türleridir. Şufa davası, payın üçüncü bir kişiye geçmesini önleyip mevcut paydaş çevresini korurken; izale-i şuyu davası paydaşlığın tamamen sona erdirilmesini amaçlar.

Uygulamada bu iki dava aynı taşınmaz üzerinde aynı dönemde gündeme gelebilir. Bir paydaş payını üçüncü kişiye sattığında diğer paydaşlardan biri şufa davası açarken, bir başka paydaş da taşınmazın tamamının satılarak paydaşlığın sona erdirilmesi için izale-i şuyu davası açabilir.

Bu durumda mahkeme, şufa davasının sonucunu izale-i şuyu davası için bekletici mesele sayabilir; çünkü şufa davasının kabulü halinde taşınmazın paydaş yapısı değişecek ve izale-i şuyu davasının tarafları da buna göre şekillenecektir. İki davanın birbirini etkileyen bu yapısı, dosyaların birlikte ve tutarlı biçimde takip edilmesini gerektirir.

İzale-i şuyu davasının kendi şartlarını, satış usulünü ve güncel mevzuat değişikliklerini ayrı bir yazımızda ayrıntılı olarak ele alacağız. Paylı mülkiyet uyuşmazlığı yaşayan okuyucularımızın iki dava türünü birlikte değerlendirmesi, doğru stratejinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Pratikte sıkça karşılaşılan bir taktik de şudur: payını satmak isteyen bir paydaş, diğer paydaşların şufa hakkını kullanmasını engellemek amacıyla satışı gerçek bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gibi göstermeye çalışabilir. Yargıtay içtihadına göre, sözleşmenin tüm paydaşların katılımıyla yapılmadığı veya gerçekte ifa kabiliyeti bulunmadığı tespit edilirse, mahkeme bu işlemi görünüşte (muvazaalı) kabul ederek gerçek bir satış olduğuna hükmedebilir.

Şufa Davasında Sık Yapılan Hatalar

En sık karşılaşılan hata, süre hesabının yanlış yapılmasıdır. Bazı hak sahipleri, satışı herhangi bir yoldan öğrendikleri anda süre işlemeye başladığını düşünerek hareket eder. Oysa 3 aylık süre yalnızca usulüne uygun noter bildirimiyle işlemeye başlar; bu ayrımın gözden kaçırılması, süresinde açılabilecek bir davanın kaçırılmasına yol açabilir.

İkinci sık hata, dava dilekçesinde yanlış kişinin davalı gösterilmesidir. Yasal önalım hakkına dayalı davada husumet, satıcıya değil payı satın alan alıcıya yöneltilmelidir. Yanlış tarafa açılan dava, süre kaybına ve bazen hakkın tamamen yitirilmesine neden olabilir.

Üçüncü hata, bedelin mahkemenin verdiği süre içinde yatırılmamasıdır. Rayiç bedel tespit edildikten sonra hakim tarafından kesin bir süre verilir; bu süre kaçırılırsa dava, esası incelenmeden reddedilir. Bedelin zamanında hazır bulundurulması, davanın en kritik pratik gereğidir.

Dördüncü hata, geçiş dönemi dosyalarında hangi kuralın (eski mi yeni mi) uygulanacağının doğru tespit edilmemesidir. Satış tarihinin, dava açılış tarihinin ve derdestlik durumunun birlikte değerlendirilmesi gerekir; bu değerlendirme hatası, hem bedel hem süre hesabını doğrudan etkiler.

Beşinci hata, bilirkişi raporuna zamanında ve gerekçeli itiraz edilmemesidir. Rapor kesinleştikten sonra yapılan itirazlar genellikle dikkate alınmaz. Rapor tebliğ edildiğinde, taşınmazın değerine ilişkin itiraz noktalarının somut gerekçelerle ve süresi içinde ortaya konması, davanın seyrini doğrudan etkiler.

Bursa'da Şufa Davası Süreci ve Yerel Uygulama

Bursa'da şufa davaları en çok, aile içi miras yoluyla paylaşılmış hisseli tapularda karşımıza çıkıyor. Birden fazla mirasçının küçük hisselerle paydaş olduğu taşınmazlarda, hisselerden birinin aile dışına satılması, diğer mirasçıların şufa hakkını gündeme getiriyor.

Osmangazi ve Nilüfer'deki eski yapı stoku bulunan mahallelerde, kentsel dönüşüm sürecine giren hisseli taşınmazlarda şufa hakkı ile ilgili başvurular ayrıca artış gösteriyor; çünkü dönüşüm beklentisiyle pay satışları sıklaşıyor. Bu tür dosyalarda kentsel dönüşüm sürecinin salt çoğunluk kuralı ile şufa hakkının paydaş çevresini koruma amacı zaman zaman iç içe geçiyor; iki mevzuatın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Bursa'da açılan şufa davalarında görevli mahkeme Bursa Asliye Hukuk Mahkemeleri'dir. Dosyalar Bursa Adalet Sarayı'nda görülür; rayiç bedel tespiti için genellikle bilirkişi incelemesi ve taşınmazda keşif yapılır.

Büromuz, satışın öğrenilmesinden itibaren süre hesabından bilirkişi incelemesine, bedel yatırma sürecinden tapu iptal ve tesciline kadar şufa dosyalarını baştan sona takip ediyor. Gülbahçe Mahallesi'ndeki ofisimizden Bursa genelindeki paylı mülkiyet uyuşmazlıklarına hukuki destek sağlıyoruz.

7571 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 25 Aralık 2025 öncesinde açılmış ve Bursa Adalet Sarayı'nda halen görülmekte olan dosyalarımızda, rayiç bedel esasının derdest davalara uygulanması yönündeki geçici hükmü aktif olarak takip ediyoruz. Bu geçiş dönemi dosyalarında bedel ile süre kuralının ayrı ayrı değerlendirilmesi, müvekkillerimizin haklarının tam olarak korunması açısından özellikle önem taşıyor.

Şufa (Önalım) Hakkı — Sık Sorulan Sorular

Şufa (önalım) hakkı nedir?+
Şufa hakkı, paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer paydaşlara bu payı öncelikle satın alma imkânı veren yasal bir haktır. TMK m.732'de düzenlenir ve dava yoluyla kullanılır.
Şufa davası açmak için süre ne kadardır?+
Satışın noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren 3 ay içinde dava açılmalıdır. Bildirim yapılmamışsa, 7571 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası satış tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde dava açılması gerekir.
7571 sayılı Kanun önalım bedelinde neyi değiştirdi?+
25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile önalım bedelinin belirlenmesinde tapuda gösterilen satış bedeli değil, hâkimin bilirkişi aracılığıyla tespit ettireceği rayiç bedeli esas alınmaya başlandı.
Bu değişiklik daha önce açılmış davaları da etkiler mi?+
Evet. Kanunun geçici hükmü uyarınca, 25 Aralık 2025'ten önce açılmış ancak henüz sonuçlanmamış davalarda da rayiç bedel esas alınır. Süre kuralındaki değişiklik ise geriye yürümez.
Tapuda satış bedeli düşük gösterilmişse ne olur?+
Yeni düzenleme sonrası bu durumun pratik önemi kalmamıştır; mahkeme tapudaki bedele bakmaksızın rayiç değeri tespit eder. Geçiş dönemi öncesi satışlarda önalım hakkı sahibi, muvazaa iddiasını her türlü delille ispatlayabilir.
Şufa hakkı hangi hallerde kullanılamaz?+
Bağışlama, trampa, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gibi gerçek bir satışa dayanmayan devirlerde, kat mülkiyetine geçmiş bağımsız bölüm satışlarında, paydaşlar arası satışlarda, fiili taksim yapılmış taşınmazlarda ve resmi feragat hallerinde şufa hakkı kullanılamaz.
Şufa davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?+
Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir ve bu yetki kesindir.
Şufa davası ile izale-i şuyu davası aynı anda görülebilir mi?+
Evet. Şufa davası derdestken açılan bir izale-i şuyu davası, mahkemece şufa davasının sonucunu bekleyen bir bekletici mesele olarak değerlendirilebilir.
Şufa davasında bedel ne zaman ödenir?+
Mahkeme, rayiç bedeli bilirkişi raporuyla tespit ettikten sonra davacıya bu bedeli ve tapu giderlerini mahkeme veznesine yatırması için kesin bir süre verir. Bedel süresinde yatırılmazsa dava reddedilir.
Şufa hakkından feragat ile vazgeçme arasındaki fark nedir?+
Feragat, önalım hakkının resmi şekilde ve tapu şerhiyle tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Vazgeçme ise yalnızca belirli bir satış işlemine özgüdür; hak devam eder, ileride gerçekleşecek başka satışlarda yeniden kullanılabilir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde şufa hakkı kullanılabilir mi?+
Kural olarak hayır; bu sözleşme para karşılığı bir satış değildir. Ancak sözleşmenin önalım hakkını bertaraf etmek için kurgulandığı ve tüm paydaşların katılımıyla yapılmadığı ispatlanırsa mahkeme gerçek bir satış olarak değerlendirebilir.

Hukuki Danışmanlık

Şufa Davanızda Hukuki Destek Alın

Süre, bedel tespiti ve derdest dava durumunda hak kaybı yaşamayın. İlk görüşme ücretsizdir.

İlgili Yazılar

İlgili Hizmetler

AraWhatsApp